Buluta tek bir bayt göndermeden personel mesaisi nasıl takip edilir

Buluta tek bir bayt göndermeden personel mesaisi nasıl takip edilir

İçindekiler

Piyasadaki neredeyse her personel takip ürününün arkasında sessiz bir varsayım var: bir çalışanın giriş okutmasının bir yerlere yüklenmesi gereken bir veri olduğu. Genelde tedarikçinin bulutuna. Bazen “yedeklilik için” üç bölgede kopyalanmış. Çoğu zaman “hizmet için gerektiği sürece” gibi belirsiz bir maddeyle süresiz saklanan.

Bu varsayım her zaman yanlış değil. Ama pek çok küçük işletme için (bir diş kliniği, bir matbaa, bir mahalle tiyatrosu, bir butik bira üreticisi) en iyi ihtimalle fazla, en kötü ihtimalle gerçek bir sorun. Bu yüzden bu yazı alternatife dair bir rehber: cihazdan hiçbir şey çıkarmayan bir personel takip sistemini nasıl işleteceğiniz.

Önce biraz sıkıcı, yarı hukuki kısım, sonra pratik kurulum, en son da tuzaklar.

Neden buluttan kaçınmalı?

İnsanların bana söylediği üç sebep, aşağı yukarı bu sırayla.

Mevzuat. Biyometrik veri işliyorsanız (ve yüz, modern yasaların çoğuna göre biyometrik veridir), bunu üçüncü bir tarafa göndermek size uzun bir yükümlülük listesi yükler. Bunlardan kaçınmanın en kolay yolu verinin cihazdan hiç çıkmamasıdır. KVKK, GDPR’ın 9. maddesi, BIPA ya da CCPA karşısında “asla aktarmıyoruz” meşru ve anlaşılır bir cevaptır. Türkiye’de açık rıza ve alternatif yine gerekir, ama yurt dışına aktarım ve veri işleyen sözleşmesi soruları ortadan kalkar.

Maliyet. SaaS personel takibi genelde kullanıcı başına ayda 3 ile 8 dolar arası tutar. 15 kişilik bir ekip için yılda 540 ile 1.440 dolar, süresiz. Hesap 30 kişi civarında değişir, ama çoğu küçük işletme için soru şudur: “Ekibimin ne zaman geldiğini not etme ayrıcalığı için neden birine her ay ücret ödüyorum?”

Güven. Çalışanlar, yüzlerini bir tedarikçinin sunucusuna yükleme talebine nasıl bakacaklarını her zaman bilemez. Bazıları Illinois’deki davaları duymuştur. Bazıları sadece hoşlanmaz. Yüklemeyi kaldırırsanız bu konuşma da ortadan kalkar.

Üç sebebe de ihtiyacınız yok. Genelde biri yeter.

Bulutsuz bir sistemin parçaları

Eksiksiz bir çevrimdışı personel takip sisteminin beş parçası vardır:

  1. Giriş-çıkış cihazı: tablet, telefon ya da kiosk
  2. Kimlik doğrulama: yüz, parmak izi, PIN, RFID ya da sadece bir isim listesi
  3. Yerel depolama: kayıtların gerçekte durduğu yer
  4. Raporlama / dışa aktarma: genelde CSV
  5. Bir yedekleme planı

Bunlardan 5. madde çoğu insanın atladığıdır. Ona döneceğiz.

Giriş-çıkış cihazı

Çoğu kurulumda bu, girişin yanına takılmış bir Android tablettir. Ucuz uç (yenilenmiş bir Samsung Tab A8 ya da Lenovo Tab M9) 100 ile 150 dolar arasıdır ve yıllarca dayanır. Prize takın, pili unutun.

Birkaç pratik öneri:

  • Göz hizasına değil, göğüs ile omuz arasına yerleştirin. İnsanlar hafifçe aşağı bakmayı daha doğal bulur.
  • Günün hiçbir saatinde ekrana doğrudan güneş gelmesin.
  • Sağlam bir tutucu alın. Zayıf olanlar ekrana basınca esner.

Kimlik doğrulama

Burada karar vermeniz gerekir: insanlar giriş-çıkış cihazına kendilerini nasıl tanıtacak?

PIN kodları. En basiti. Herkesin 4 haneli bir kodu olur. Kurulumu ucuz. Paylaşılabilir ve bütün sorun da bu: arkadaş yerine basma.

Parmak izi. Çalıştığında güvenilir. Soğukta, eldivenle, elde kesik varken, profesyonel mutfakta can sıkıcı.

RFID kart ya da anahtarlık. Ekibiniz zaten kart taşıyorsa gerçekten iyi. Zayıf noktası kaybolan kartlar.

Yüz tanıma. Eller serbest, hızlı ve paylaşılamaz, ama biyometrik veridir ve getirdiği tüm düzenleyici ağırlıkla gelir. İyi yapıldığında (yalnızca cihazda), rahatlıktan ödün vermeden bu ağırlığın çoğundan kurtulur.

Tarafsız değilim, ama yerelde yüz tanıma çoğu ekip için en iyi varsayılan seçenek. İnsanların hayal ettiği hukuki karmaşa, hiçbir biyometrik verinin cihazdan çıkmadığını gösterebildiğinizde çoğu zaman buharlaşır.

Yerel depolama

Bir telefon ya da tablette bu, uygulamanın özel dizininde bir SQLite dosyası ve okutma fotoğrafları için bir resim klasöründen ibarettir. 15 kişilik bir ekibin altı aylık tüm veritabanı belki 30-60 MB tutar. Ölçek sorunu değil.

Kontrol etmeniz gereken: uygulama okutmaları diske hemen mi yazıyor, yoksa bellekte tutup sonra mı yazıyor? Bellekte tutmak, cihaz kilitlendiğinde ya da biri fişi çektiğinde sizi yakan şeydir. İyi tasarlanmış bir uygulama “giriş yapıldı” mesajını göstermeden önce diske yazar.

Raporlama

Küçük işletmelerin %95’i için ihtiyacınız olan bir CSV’dir. Her satır bir vardiyadır; ad, giriş, çıkış, süre ve isteğe bağlı notlar için sütunlar vardır. CSV’yi ortak bir klasöre bırakırsınız. Muhasebeci pazartesi sabahı açar. Bitti.

CSV’den daha fazlası genelde bir bordro sistemiyle entegrasyon demektir; o zaman elinizde gerçek bir mühendislik projesi vardır ve cihazda yaklaşımı muhtemelen yanlış biçimdir. Buna döneceğiz.

Yedekleme

Herkesin atladığı kısım. Kural şu: kayıtlarınız yalnızca duvardaki tablette varsa, kayıtlarınız yoktur. Tabletler kırılır. Temizlikçi fişi çeker. Bazen bir salı sabahı öylece bozulurlar.

Makul üç yedekleme yöntemi:

  • Ortak bir klasöre haftalık CSV aktarımı. En basiti. Biri her cuma dışa aktarır ve dosyayı muhasebecinin görebildiği bir klasöre paylaşır. Tablet bozulursa en fazla bir hafta kaybedersiniz.
  • Daha yoğun yerlerde günlük aktarım. Kapanışta aynı iki dokunuş. 20 kişiyi aşan, bir haftalık kaybın acı verici bir yeniden kurulum demek olduğu yerlerde değer.
  • Üstüne aylık bir PDF. PDF dışa aktarımı giriş ve çıkış fotoğraflarını içerir; 90 günlük saklama süresi cihazdan sildikten sonra tartışmalı bir vardiya çıkarsa kanıt olarak işe yarar.

FaceClock’ta bunların hepsi bilinçli olarak elle yapılır: uygulamanın ağ izni yoktur, dolayısıyla kendi başına hiçbir yere dosya gönderemez. Dışa aktarım Android’in paylaşım menüsünden geçer ve nereye gideceğini siz seçersiniz. CSV’de adlar, saatler ve süreler vardır: yüz yok, vektör yok.

Not: toplu vardiya verisini (CSV) yedeklemek sorun değil. Biyometrik vektörleri yedeklemek genelde önerilmez; onları yerelde tutmanın anlamını ortadan kaldırır.

Gerçek bir örnek, kısaca

Geçen bahar kurulumuna yardım ettiğim 9 kişilik bir diş kliniğinde çalışan düzen:

  • Personel giriş koridorunda bir Samsung Tab A8
  • FaceClock kurulu; kimse önceden kaydedilmedi, herkes bir pazartesi sabahı ilk okutmasında adı ve bir fotoğrafla kendini kaydetti
  • En uzun vardiya 12 saat; klinik neredeyse hiç bu kadar açık kalmıyor, ama cumartesi acil bir hasta için giriş yapıp çıkışı unutan birini yakalıyor
  • 90 günden eski vardiyaların otomatik temizliği (varsayılan)
  • Her cuma vardiya ekranından bir CSV aktarımı, doğrudan muhasebecinin gördüğü bir Google Drive klasörüne paylaşılıyor. Elle yapılıyor (iki dokunuş) ve klinik sorumlusunun cuma listesinde
  • Tabletin yanında, bir tuhaflık olursa diye elle doldurulacak bir yedek föy: ad, saat, paraf. 11 ayda bir kez bile kullanılmadı.

Toplam maliyet: tablet için yaklaşık 130 dolar, bir pazar öğleden sonrası kurulum ve sıfır aylık ücret.

Yalnızca CSV varken fazla mesai hesabı

İnsanların bazen paniğe kapıldığı yer burası: “yönetim paneli olmadan fazla mesaiyi nasıl hesaplarım?” Cevap, biraz sıkıcı biçimde, tabloda hesaplarsınız, on yıl önce olduğu gibi. Tipik bir formül:

weekly_hours = SUMIF(employee_id, [name], duration_hours)
overtime_hours = MAX(0, weekly_hours - 45)

Türkiye’de haftalık çalışma süresi en çok 45 saattir; bunu aşan her saat için ücret en az %50 zamlı ödenir ve yıllık fazla çalışma 270 saati geçemez. Denkleştirme uygulanıyorsa hesap daha uzun bir döneme yayılır. Bu kurallar personel takip uygulamasına değil, tabloya yazılır. Uygulamanın işi temiz bir vardiya kaydı vermektir. Hesap bordronun işidir.

Bu ne zaman çöker

Ölçek konusunda dürüst olmak istiyorum.

  • Birden fazla şube. Üç kafeniz varsa ve merkezin vardiyaları gerçek zamanlı görmesini istiyorsanız, şube başına çevrimdışı bir kiosk yanlış biçimdir. CSV’leri e-postayla dolaştırıp çok şubeli SaaS’a para vermiş olmayı dilersiniz. Kırılma noktası üç şube civarı.

  • Gerçek zamanlı bordro otomasyonu. Vardiya sisteminizin birinin geç kaldığını hemen bilmesi gerekiyorsa, çevrimdışı bir uygulama bunu ona söyleyemez. API bağlantıları gerekir. Çoğu çevrimdışı uygulama bunları tasarım gereği sunmaz.

  • Cihaz başına yaklaşık 50’den fazla kişi. Kayıtlı grup büyüdükçe yüz tanıma yavaşlar. 50 kişi modern donanımda sorun değil. Ucuz tabletlerde 200 kişi sorun.

  • 7/24 işleyen yerlerde çoklu vardiya devirleri. Hastaneler, fabrikalar, günde üç vardiya olan her yer. Mümkün, ama düzeltme işi (unutulan çıkışlar, değişimler) çok artar ve bulutun merkezi görünürlüğünü istersiniz.

Bu sınırların dışındaysanız bulut muhtemelen sizin için doğru. İçindeyseniz (çoğu küçük işletme içinde), çevrimdışı yaklaşım para kazandırır, biyometrik veri karmaşasından kurtarır ve başkasının sunucusunun ayakta kalmasına bağlı olmayan kayıtlar üretir.

Son söz

SaaS çağında, her iş verisinin birinin bulutunda durması gerektiği varsayılıyor. Pek çok kategori için bu doğru. Ama puantaj kayıtları tuhaf biçimde bulutta olmamaya çok uygun: kişisel veri içerirler, saklama kurallarına tabidirler, azdırlar ve tek şubeli küçük bir işletme için merkezileştirmenin getirisi azdır.

Bazen eski usul cevap aynı zamanda modern cevaptır. Kapının yanında bir cihaz. Hafta sonunda bir CSV. Tam da görebildiğiniz yerde duran kayıtlar.

Küçük bir ekibin personel takibinin gerçekten ihtiyaç duyduğu şeyin neredeyse tamamı bu.

Paylaş :

İlgili yazılar

Kafe ve restoranlarda personel takibi: yoğun bir cumartesi gerçekten ne işe yarar

Kafe ve restoranlarda personel takibi: yoğun bir cumartesi gerçekten ne işe yarar

Bir arkadaşımın Lizbon’da bir kafesi var. On iki çalışan, dönüşümlü çalışan üç müdür ve sürekli değişen bir öğrenci ekibi. Geçen yaz bir pazar gecesi saat 2’de bana uzun bir sesli mesaj attı. Özetle: cumartesi sabah 11’de kafenin Wi-Fi’ı çökmüş ve kasanın yanındaki iPad’de çalışan personel takip uygulamasını da yanında götürmüştü. Dört saat boyunca kimse giriş yapamadı. Kimse beklesin mi yoksa isimleri peçeteye mi yazsın bilemedi. Kapanışta vardiya kaydında yedi ayrı yerde boşluk vardı ve o günün bordrosunu yeniden kurmak pazarının neredeyse tamamını aldı.

Devamını oku